Her yağmur sonrası, suskun gözlerin gördüğünü bilirimTutuşan iki el, ele verir geçmiş gül kokulu uykuları
Bir ah düşer pembe dudaklardan
Yara yardandır, yaralanır yardan düşen
Yaşamak, attığın çengelin takılmasıdır bir kalbe
Ve çekersin ilmek olur bazen boynuna,
Ve ip kopabilir, taş da düşebilir, boşalabilir zembereği zamanın
Bir ah kalır, âğyar olur bir papatya bile
Kelimeler ki kıskaçı, kanatan bir akrebin
Yırtar kuytularda söylenen en sevgili cümleleri
Susar Kelimeler, gündemsiz öptüğün dudaklarda
Sükut kızıl alevler üfler. Har olur kalbin ateşi...
Titrer kamış, pişer ekmek ve tüter buğusu çorbanın
Sofra kurmak başka ve bağdaş kurmak başkadır
Ve fakat mecnun bilir kalp kimde, yürek kimin
Gör ki ey derviş bu ateşte yanan da var yanmayan da
Ben ki şimdi ehli ah meşrebi talibiyim
Neşet etmem, Derilmez rızasız gülü bahçenin bilirim
Nefsi mutmainim, sus der Leyla susarım,
Gel olursa coşkun seylapım, volkanım.
Hiç aklına gelir mi mecnunun bir an
Coşkun ırmaklar boğmadan geçsem karşı kıyıya
Taşı koysam, çatıyı çatsam, ocağım tütse...
Mecnun bakar, Leyla yolda, Leyla yol, Okul kapısında
Leyla kalptedir,
Kalp Leyla'nın,
Leyla kalp
Ley lâ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder