17 Ocak 2020 Cuma

Leyla kalptedir kalp Leyla'nın

Her yağmur sonrası, suskun gözlerin gördüğünü bilirim
Tutuşan iki el, ele verir geçmiş gül kokulu uykuları
Bir ah düşer pembe dudaklardan
Yara yardandır, yaralanır yardan düşen

Yaşamak, attığın çengelin takılmasıdır bir kalbe
Ve çekersin ilmek olur bazen boynuna,
Ve ip kopabilir, taş da düşebilir, boşalabilir zembereği zamanın
Bir ah kalır, âğyar olur bir papatya bile

Kelimeler ki kıskaçı, kanatan bir akrebin
Yırtar kuytularda söylenen en sevgili cümleleri
Susar Kelimeler, gündemsiz öptüğün dudaklarda
Sükut kızıl alevler üfler. Har olur kalbin ateşi...

Titrer kamış, pişer ekmek ve tüter buğusu çorbanın
Sofra kurmak  başka ve bağdaş kurmak başkadır
Ve fakat mecnun bilir kalp kimde, yürek kimin
Gör ki ey derviş bu ateşte yanan da var yanmayan da

Ben ki şimdi ehli ah meşrebi talibiyim
Neşet etmem, Derilmez rızasız gülü bahçenin bilirim
Nefsi mutmainim, sus der Leyla susarım,
Gel olursa coşkun seylapım, volkanım.

Hiç aklına gelir mi mecnunun bir an
Coşkun ırmaklar boğmadan geçsem karşı kıyıya
Taşı koysam, çatıyı çatsam, ocağım tütse...
Mecnun bakar, Leyla yolda, Leyla yol, Okul kapısında

Leyla kalptedir,
Kalp Leyla'nın,
Leyla kalp
Ley lâ

8 Ocak 2020 Çarşamba

İlk geliş

Ve geldin.
Gülüşün geldi.
güzelliğin, güneş yerine akşama inat
Kokun sonbahar yapraklarıyla
Sonra ürkekliğin...
Buğusu üstünde bir bardak çay ömrünce
Seni çektiğim bir sigara içimi belki
Henüz gitme.

Hoşgeldin
Seversin yürüyelim denizce
Hoyratım, korkuyordun.
Bu ilk, bakar körlüğümden sonra
Akşamdı, düştüm peşine...
Sahil bankları bize özel

Gülen yüzüne bakıp ellerini tutmak vardı.
Çölde dudağa değen ilk damla,
Bir bebeğin ilk nefesi gibi
Yakardı, tutuşurdum, titrerdi Marmara...
Geçtim, kelebeğin kanatları tutulur mu?
Hızırla buluşmak bu.
Kalpler konuşuyordu.
Dokunsam büyü bozulurdu
Bir ceylandın ürkek ama sakin
Sesin biraz heyecan biraz buğu...
Şakıyan güz kuşu.

imkansız

Yine imkansıza düştün öyle mi?
Dolu mu yine gözlerin,
yoksa bahar yağmuru domurları mı?
Benim benden özge derdim mahur gözlerin
Yunsun bu günah, bu sensiz şehirde
çok soğudum, nerede ellerin
Özledim, diyorum sen susuyorsun.

Bugün günlerden pazar,
sen sevmezsin pazarları
Çünkü kuşları ürkütüyor çan kuleleri
Kapadın mı pencerelerini
Sımsıkı çektin mi perdelerin kornişlerini
Baktın mı kenardan.
Ben oradaydım.
Ya kalbin... Kimin?

Of... yine bir pazartesi sabahı gibi hayat
Oysa bugün pazar, görüş günü olmalı.
Ya da avluda top oynamalı.
Yani ahiretlik, mapusunda ben serkeş.

Ne olmadık yerde arar oldum seni.
Belki sahildesin, Florya'da belki...
Senin bankında oturmuşsun.
Dudakların çayı, gözlerin denizi yudumluyor.
Bardağını, denizi kıskanıyorum sana dokunurken.

Saçını düzeltiyorsun,
Bileklerin çırılçıplak kalıyor.
Çıkarıp bir sigara yakıyorsun.
Havayı kıskanıyorum içine dolan.
Denize çok uzaklara dalıyor gözlerin
Magosa Limanı da
Bükreş, sokakları da daralıyor.

Beni soracak olursan
Yeşilköy'de Florya'dayım,
ansızın düşerim Cennete
Aşka düşer, bir gözle Pier Loti, Eyüp Sultan'da
Payitaht ve yedi tepe bir yanda...
Senin bankında, sokağındayım, sıcağında...
gelir misin?

7 Ocak 2020 Salı

Beni şiirim gibi yalnız bıraktı Leyla

Gelsin de, benim hikâyemi yazsın denizler
Dilim lâl, gözler uzak ufuklar, ah o eski şarkılar
Lugati fasih bigane, ıstılah biçare, söz naçar
Düçar olalı Leyla'nın rengine

Kuşlardan haber ver ey bulut, ki yare tek ulaktı kuşlar
Eyvah ne sevgili görür kuşları, ne bende kanat var
Kesti selamı serbelam, kalp sızım, gözümdeki nur
Nihan kaldı bende aşk, masmavi bir günün leylinde

5 Ocak 2020 Pazar

uzaktan uzaktan

— Hiç içine ağladın mı? diye sormuştu kadın.
Çünkü içine içine ağlamıştı hep.
Adam dedi;
— Çok ağladım içime, bilirim.
Ve devam etti adam:
— Daha dün kaç kere biriktirip seni gözlerimde. Kalbime doğru yolladım ellerimle.
— Sen, dedi adam, giderken bile güzel olan kadına...
— Sen benim deniz fenerimsin. Gemiler hep uzaktan sever fenerleri.

Bir of çeksem karşıki dağlara

Balkanlar'dan bir soğuk hasret bugünlerde
Gelir, kurar bağdaş en mahremime
Sanırım kalkmaz, sanırım gitmez
çün dağ ardıdır el eman etmez

Ve fakat bir şiirlik ömrü vardır hasretin
Bir elif miktarı çekince baş harfini
Adın gelir, gözlerin gelir ardından
Gelir öper dudakların uykularımdan

Yılkı bir kısrak, çözülür gelir
Kozasından çıkar beyaz vahşi bir kelebek
Sesin tenimde yankılanır "oh dear"
Bu ne müthiş ahenk, Nefesim nefesine denk

Beklemek en kadim hikayedir seni
Leyla da olur, uzun ince bir çizgi de
Heybedir beklemek, ipekten dokunmuş
Bir suretin, bir sözün ve gözyaşın içinde

Adımı anarken ellerini de aç sevgilim
Aç ki düşmesin emanetim
Ve kapat avuçlarını ve sıkma
Kapatıp gözlerini Ve öp billur dudaklarınla

Kutsal yasak aşk

Babamın gömleği dardı.
Düzeltirdim düğmelerini çocuk aklımla,
Büyüdüm gömleğim dardı.
Henüz berceste sayılmaz yaşadıklarım.
Ondan ancak şimdi başlıyor şiirim.

Ey gönül sahibi, hadi üzme artık kendini.
Hepimiz birşeylerin yoksulu, birşeylerimiz  hep mekruh
Kim ki üryan, kim rüyasından uzak
Esvaplar, tahtlar, sen melek yüzlü kalbi kırık

Leyla varsa, bakarsa, bir gülerse ısınırsın
Aşmaya çöl, delmeye dağ, cenge aslan
Bulup bir Kızılırmak kenarı ve Yunus'un divanı
Bende dert; Şol Leyla'nın gözleri, akar aman...

İnsan hep bir anka bekliyor neden?
Bakıyor heybesine, çıkınına yolcuların 
Altından tas orada çıkıyor, karnından altınlar heykelin 
Mısır'ın kırbasından Yusuf, oradan

Zaman akıyor, asfalt yollar arasından
Bekliyor belli ki bir Mehdi, belki Mesih
Kuşları kayboldu denilen gökyüzünden süzülüp gelecek,
Sağ elini çıkarıp gömleğinin cebinden,
Bir ecza, bir merhem yahut pınarlar parmağından...

Çokca ürkek, ve fakat kelam vardı önce 
Bir selam, her sabah ve gülümseyen
Bir melek, göğsümü ansızın yarıp temizleyen
Bu kuşatılmış, bu melal denizinden.

Ey sevgili, ey bulutların isimlerini öğreten 
Yağmuru gözünden döker, suyu göğsünden içirirsin
Silmezsin bilirim, Tanrım silmez şahidim kalbi mercan 
Aşk ki her gün onu doğurur yeniden 

Leylime paslanmış dikenli tel çeken ey
Tam göğsümun ortasından kanatan sızım
Sare'nin bakışı, İshak'ın gözyaşı
Kutsal kasede çay, gül kokusu ve çakılan son çivi

İlkin başımın üstünden çekti bulutlar gölgesini
Yazısız, resimsiz sayfalarcayım bir ummanda
Balık Oşinografi, ben akmayı öğrendim içime
Karışmadı birbirine göz yerde, yaşı altmış üç

El aman katından, Öyle uzaktan uzaktan
Beklerim, susarım, kapındayım sanma unuturum.
Ve sorarım güzel kadınlar hep mi beyaz atları sever
O yüzden mi beyaz giyer papatyalar 

Kol kırıldı. Kanat uçmaz, söz bitti. İşte tufan
Belli ki biz o trene hiç binemeyeceğiz 
Uzağa gidemeyeceğiz kara tortuları bıraka bıraka.
Bin artık biletin yanmasın, turnaları göğüne saldım

Ok olup sadağında bekleyenim, çek kemankeş 
Kiriş sende, zihgir senin, bilki atan sen değilsin
Öyle sendeledim ki levhi mahfuzda yazılmış.
Kederim benim, kaderin üstünde kaderim 

Lâldim ebkem oldum, ben bikes, yalnız duacı
Sen ceylan dünya Firdevslerin olsun
Çokça okuyup çokça bildim fakat öğretmedi
Kitaplarda yazmıyor çetrefili aşkın
Bazı satırlar ancak sırmış bildim.

https://www.youtube.com/embed/x4c_mOCsw3E

3 Ocak 2020 Cuma

La lelli, lelli layel


Şimdi hafiften bir uzunhava başlar
Ve taksim sonrasında...
Kuşlar gider, vapur duyulur.
Ahmet geç kalmış belli.
Duman tütmüyor güvertede
Mehmet'in elleri yine kirli.
Peşkir temizlemiyor ne kadar silse...
Babalar ellerinde ekmek taşırken yakalanmalı objektiflere öyle değil mi?

Akşam olmalı, Herkes giderse öyle gitmeli, toplanmalı gitmekle.
Güneş gibi gitmeli gidilecekse.
Akşam simitleri biterse,
Bozacı seslenmeli.
Bahçede gecesefası kokmalı
Kızlar, oğullar...
Yıldız yorgan altında, uykular gıdıklamalı
Ve o Mahrem şarkılar duvarlara yansımalı
Çaydan sonra...

Bak işte yine...

Kaçak bir horoz sesi mi duydum ben?
Sabah ezanı sonrasındaydı sanırım
Hacı amca yürürken takkesini düzelttikten,
Hayyal el felah'tan hemen sonra.
Sen de yeni açmıştın kirpiklerini

Kuşlar yine bekledi bak hacıyı
Komşu evin oğlu sapanı onlara doğrultmuştu hatırla.
Bak ceviz ağacındalar işte.

Hani bir kuş koparır dalından
Alır nereye bırakır bilinmez
Ve fakat ceviz sormaz toprağı
Bekler sabırla, inatla, hırsla.

Sen anlarsın beni.
Ellerin anlar ve gözlerin.
Kalbinden geçer senin
Sanma güneş saklanır.

Yani cancazım,
Hayat bu biteviye.
Gün bitse ne çıkar
Adını geceye yazsan da
Umudu öldürmez gece.

Gök yağmur oldu ben ağladım

  Eski dünyalı Yeni zamanlı biriyim ben kurtarılacak bir şeydi benliğim Buyurgan bir öğretmendi, yazıyordu kitaplar Sahillere kaçmak ve hayı...