Sen sustun ya, bütün türküler seni çığırıyor
Leyla geliyor bir saz telinden, bir kıvılcım çakıyor
İstanbul alev alıyor göğsümün orta yerinde
Kışlar kurak ve daha sert geçiyor.
Akşam daha bir kızıl, Marmara yanıyor
Gözlerim dalıyor, imdadıma kimse yetmiyor.
Görmüyor kalabalıklar bakire yalnızlıkları
Ansızın bir şair ruhu sarıyor sahilleri
Nasıl da uyanıyor aşka küstahlıklarım birdenbire
Bu ne susmak bendeki, bu ram olan sana,
Hiç öncelenmedim ben senden önce, benliğinde birinin
Şimdi bela olan bu susmak, bu yalnızlık nasıl da yüceliyor
Susmak; erdemindir bilirim, kalbinden süzülüyor
Sustun ya, akşam da bir, gece de... ve gündüz
Saat kaç şimdi senin yanında,
Üç olunca marketten sipariş vakti geliyor
Tekir karşılıyor seni, bacaklarına sırnaşıyor
Bilsen kaç akrep kalbimin kadranında dolanıyor
Bildiğim hiç bir hikayede geçmiyor
Sen susunca kuşlar neden göğümü terk ediyor
işte yine bir sürü geçti Marmara'dan yangın yerine
Düş önlerine kanatlarını giyin
Ah ne hoyrat cümleler kurmuşum senli dakikalarda
Vursa yeriymiş serseri bir kurşun
Şubata düşmüş bir bank gibiyim bir parkta
sözlerim var; dilimde şair yalakası cümleler gibi durur
Kah senli, kah sana dair, kah kalbine
Bil ki şair sözü değil, yar sözüyle bu sözlerim
bu imkansız sevmek, senin erdemindir bilirim
Susuyorsun kararıyor mavilikler
Bir ben mi görüyorum düşlerken, yar gözüyle,
Susarak uzak ufuklara uzatıyorsun beni
gözü bende sonradan bir maşuğun
Korkuyorum. Ya dal susar, toprak taşlaşır, Sen Unutursan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder